
Boşanma kararıyla velayet bir tarafa bırakıldığında dosya kapanmış olmaz. Türk Medeni Kanunu, çocuğun durumunu kalıcı bir hüküm olarak değil, koşullar değiştikçe yeniden ele alınabilecek bir düzenleme olarak kurgular. TMK m.183 bunu açıkça söyler: "Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır."
Maddedeki "gibi" kelimesi belirleyicidir: sayılan üç olgu örnektir, sınırlı bir liste değil. Buna karşılık bu üç olgu da tek başına yeterli sayılmaz; değişikliği "zorunlu kılması" gerekir.
Mevzuat durumu — 23 Eylül 2026: 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) dahil son iki yılın yargı paketleri incelendiğinde, velayet hükümlerini (TMK m.182-183, m.323-326, m.335-351) değiştiren bir düzenlemeye rastlanmamıştır. 7589 sayılı Kanun HMK'da belirsiz alacak davası ve kısmi dava gibi konulara dokunmuş, çekişmesiz yargı, adli tatil ve HMK m.362/1-ç hükümlerini değiştirmemiştir; 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun da velayet hükümlerine dokunmamıştır.
İçindekiler
- Velayetin değiştirilmesi ile kaldırılması aynı şey değil
- Değişikliğin temel ölçütü: çocuğun üstün yararı
- Hangi somut durumlar kabul sebebi sayılıyor?
- Tek başına yetmeyen sebepler
- Çocuğun görüşü: hukuki dayanak ve usul
- "Kaç yaşındaki çocuğun görüşü alınır?" sorusunun dürüst cevabı
- Sosyal inceleme raporu ve uzman görüşü
- Görevli mahkeme, yetki ve bir uygulama tartışması
- Süreç, süre, harç ve kanun yolu
- Sık yapılan hatalar
- Sıkça sorulan sorular
Velayetin değiştirilmesi ile kaldırılması aynı şey değil
İki kurum sık karıştırılır, oysa şartları ve sonuçları farklıdır.
Velayetin değiştirilmesi, velayetin ana ve babadan birinden alınıp diğerine verilmesidir. Velayet aile içinde kalır; yalnızca kimin kullanacağı değişir. Genel dayanağı TMK m.183'teki "durumun değişmesi" hâlidir; yeniden evlenme için TMK m.349, kişisel ilişki kararına uyulmaması için TMK m.324/3 ayrıca hüküm koyar.
Velayetin kaldırılması ise çok daha ağır bir sonuçtur. Velayet, koruma önlemlerinden sonuç alınamadığı durumlarda — velayet görevinin gereği gibi yerine getirilememesi veya çocuğa yeterli ilginin gösterilmemesi gibi hâllerde — ana babadan alınır (TMK m.348). Velayet her ikisinden birden kaldırılırsa çocuğa vasi atanır.
Bunun uygulamadaki karşılığı önemlidir: velayetin değiştirilmesi davasında, karşı tarafın "velayete layık olmadığını" ispat etmek zorunlu değildir. Yeterli olan, koşulların değiştiğini ve yeni düzenlemenin çocuğun yararına olduğunu göstermektir.
Değişikliğin temel ölçütü: çocuğun üstün yararı
Velayet davalarında hâkimin bağlı olduğu tek üstün ölçüt, çocuğun yararıdır. TMK m.182/3, çocukla kişisel ilişkinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararlarının esas tutulacağını söyler; bu ölçüt velayet düzenlemesinin bütününe yön verir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.06.2018 tarihli, 2017/2-2069 E., 2018/1179 K. sayılı kararı bu ölçütün velayet değiştirildikten sonra da sürdüğünü gösterir: velayetin değiştirilmesi istemli dosyada Kurul, babasının yanında kalmak istediğini söyleyen idrak çağındaki çocuk ile anne arasında yatılı kişisel ilişki kurulmasını doğru bulmamış ve direnme kararını bozmuştur. Aynı kararda, velayet sahibi ile çocuk arasında menfaat çatışması bulunmadıkça çocuğa ayrıca temsil kayyımı atanmasının gerekmediği kabul edilmiştir.
Bunun uygulamadaki karşılığı, hâkimin karşılaştırmalı bir değerlendirme yapmasıdır: çocuğun mevcut düzendeki durumu ile talep edilen düzendeki muhtemel durumu karşılaştırılır. Değişiklik, mevcut durumdan ölçülebilir biçimde daha iyi bir sonuç doğurmuyorsa, çocuğu yerinden etmenin kendisi bir zarar sayılır. Bu yüzden "istikrar" velayet davalarında kendiliğinden bir ağırlığa sahiptir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2021 tarihli, 2020/6360 E., 2021/431 K. sayılı kararı buna örnektir: çocukların yargılama boyunca annenin yanında kaldığı, sosyal inceleme raporunda bunun olumsuz etkisinin ispatlanmadığı ve dinlenen çocukların ebeveynleri arasında seçim yapmak istemediği velayet dosyasında Daire, babanın yeni bir aile düzeni kurmuş olmasını ve çocukların alıştıkları çevreden ayrılmaması ilkesini birlikte değerlendirerek velayetin anneye verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Hangi somut durumlar kabul sebebi sayılıyor?
Uygulamada değişiklik talebini destekleyen olgular şu başlıklarda toplanır:
Velayet hakkının kötüye kullanılması. Velayeti elinde bulunduran tarafın, hakkı çocuğun yararına değil diğer ebeveyne karşı bir baskı aracı olarak kullanması. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu hâli velayetin değiştirilmesi sebebi saydığı kararları bulunmaktadır.
Kişisel ilişkinin sistemli biçimde engellenmesi. Bu sebep doğrudan kanundadır. 7343 sayılı Kanun'la eklenen TMK m.324/3'e göre "Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir." Mahkeme bu sonucu kişisel ilişki kararında taraflara ihtar eder (TMK m.182/2, m.324/3). "Çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla" şartı nedeniyle tek bir aksama değil, süreklilik ve belge aranır.
Eğitim ve sağlık yükümlülüklerinin ihmali. Çocuğun okula devam etmemesi, tedavi süreçlerinin aksatılması, aşı ve kontrol takibinin yapılmaması gibi belgelenebilir ihmaller. Bu başlık, tanık beyanından çok resmî kayıtla ispatlanabildiği için güçlüdür.
Fiilî durumun değişmesi. Çocuğun uzun süredir fiilen diğer ebeveynin yanında yaşıyor olması. Böyle hâllerde kayıt üzerindeki velayet ile yaşanan gerçek arasındaki uyumsuzluk, çocuğun yararına aykırı sonuçlar doğurabildiğinden hâkim fiilî durumu ciddiye alır.
Çocuğun bulunduğu ortamın çocuk için tehlike oluşturması. Ortamın çocuğun ahlaki ve fiziksel gelişimini tehdit etmesi hâli. Bu tür iddialar, sosyal inceleme raporu ve gerektiğinde kolluk araştırmasıyla desteklenmediğinde sonuç doğurmaz.
Çocuğun kendi görüşü. İdrak çağındaki çocuğun tercihi, kararın önemli bir unsurudur — ancak tek başına belirleyici değildir. Bu ayrım aşağıda ayrıca ele alınmıştır.
Tek başına yetmeyen sebepler
Aşağıdaki olgular tek başına yeterli sayılmaz.
Yeniden evlenme. En yaygın yanlış beklenti budur. TMK m.349 açıktır: "Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir." Evliliğin çocuğun yararını olumsuz etkilediğinin ayrıca ortaya konması gerekir. TMK m.183 de yeni olgunun değişikliği "zorunlu kılması" şartını arar; olgunun varlığı yetmez, sonuç doğurması gerekir.
Maddi durumun daha iyi olması. Daha yüksek gelir, daha geniş ev veya daha iyi bir okul imkânı tek başına yeterli görülmez. Ekonomik üstünlük, nafaka kurumuyla dengelenebilen bir farktır; velayet ise ekonomik değil bakım ve ilgi ölçütüne göre belirlenir.
Şehir değiştirme. Velayet sahibinin başka bir yere taşınması, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesini gerektirebilir; ancak taşınma tek başına velayetin değişmesi sonucunu doğurmaz.
Geçmiş kusur iddiaları. Boşanma davasında tartışılmış ve karara bağlanmış kusur olguları tek başına yeni olgu sayılmaz. Değerlendirilen, boşanmadan sonra ortaya çıkan yeni olgulardır; Yargıtay kararlarında da son velayet düzenlemesinden sonra esaslı bir değişiklik aranmaktadır.
Çocuğun görüşü: hukuki dayanak ve usul
Çocuğun dinlenmesi hâkimin takdirine bırakılmış bir incelik değil, uluslararası sözleşmelerden doğan bir yükümlülüktür. İç hukukta da TMK m.339/3, ana babaya önemli konularda olabildiğince çocuğun düşüncesini göz önünde tutma yükümlülüğü yükler.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 12. maddesi, taraf devletlerin görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendisini ilgilendiren her konuda görüşünü serbestçe ifade etme hakkını, çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun ağırlık vererek tanıyacaklarını düzenler. Aynı maddenin ikinci fıkrası, çocuğu etkileyen adli kovuşturmalarda çocuğa doğrudan veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilme fırsatı verilmesini öngörür.
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi — Türkiye bakımından 4620 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunmuştur — daha da somuttur. Sözleşmenin 3. maddesi, yeterli idrake sahip çocuğa kendisini ilgilendiren davalarda ilgili bilgileri alma, kendisine danışılması ve görüşünü ifade etme, görüşlerinin uygulanmasının olası sonuçlarından bilgilendirilme haklarını tanır. 6. maddesi ise adli merciye üç yükümlülük yükler: karar öncesinde yeterli bilgiye sahip olup olmadığını denetlemek, iç hukukun yeterli idrak gücüne sahip saydığı durumlarda çocuğu dinlemek ve çocuğun ifade ettiği görüşe gereken önemi vermek.
Yargıtay bu çerçeveyi doğrudan uygulamaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2018 tarihli, 2017/2-3117 E., 2018/1278 K. sayılı kararında, uzmanlara verdiği beyanda hem annesiyle hem babasıyla olmak istediğini söyleyen idrak çağındaki çocuğa, velayet konusunda danışılarak görüşünü gerekçeleriyle ifade etme olanağı sağlanması gerektiği belirtilmiş ve direnme kararı bozulmuştur.
Usul bakımından dinleme, duruşma salonunda tarafların huzurunda yapılan bir ifade alma işlemi olmak zorunda değildir. Çocuk çoğunlukla aile mahkemesi uzmanlarının eşliğinde, ebeveynlerin baskısından uzak bir ortamda dinlenir ve beyanı uzman raporuna yansıtılır. Hukuk Genel Kurulu'nun daha sonraki bir kararında, görüşü pedagog tarafından alınmış çocuğun hâkim huzurunda yeniden dinlenmesinin gerekmediği, çocuğu tekrar konuşmaya zorlamanın üstün yararıyla bağdaşmayacağı kabul edildiği aktarılmaktadır. Amaç çocuğa "annenle mi babanla mı" sorusunu sordurmak değil, yaşadığı düzeni, ihtiyaçlarını ve kaygılarını anlamaktır.
Pratikte güvenli yol: Uzman raporunda çocuğun velayet konusundaki görüşünün ve gerekçesinin açıkça yer alıp almadığını kontrol etmek; yer almıyorsa çocuğun uygun usulle dinlenmesini talep etmek.
"Kaç yaşındaki çocuğun görüşü alınır?" sorusunun dürüst cevabı
Bu sorunun kesin bir yasal cevabı yoktur ve bu konuda net bir yaş sınırı verilmesi yanıltıcıdır.
Ne Türk Medeni Kanunu ne de anılan sözleşmeler belirli bir yaş rakamı öngörür. Ölçüt yaş değil, idrak gücüdür; sözleşme metinleri "yeterli idrake sahip olduğu iç hukuk tarafından kabul edilen çocuk" ve "görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuk" ifadelerini kullanır.
Uygulamada sekiz yaş civarı bir başlangıç eşiği olarak sık sık anılır. Ancak bu, doğrulanabilir bir kanun veya içtihat kuralı değildir; "sekiz yaş yasal sınırdır" biçiminde sunulamaz.
Belirleyici olan üç unsurdur: çocuğun kendini ifade edebilme kapasitesi, beyanının serbest iradeye dayanıp dayanmadığı ve beyanın diğer delillerle uyumu. Bu nedenle çocuğun tercihi tek başına sonuç doğurmaz. Yargıtay, çocuğun görüşünün alınmasını zorunlu tutar; ancak bu görüşü, çocuğun üstün yararı bütünsel olarak değerlendirilirken dikkate alınacak unsurlardan biri olarak konumlandırır. Çocuk bir tarafı tercih ettiği hâlde, o tarafın yanındaki koşulların çocuğun yararına aykırı olduğu tespit edilirse hâkim aksi yönde karar verebilir.
Sosyal inceleme raporu ve uzman görüşü
4787 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre aile mahkemeleri, Adalet Bakanlığınca adliyelerde görevlendirilen psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan yararlanır. Bu uzmanlar davanın esasına girilmeden önce veya görülmesi sırasında mahkemenin istediği konularda araştırma ve inceleme yapar, sonucunu bildirir ve gerektiğinde duruşmada görüş bildirir.
Sosyal inceleme raporu, velayet dosyalarının fiilen en belirleyici delilidir. Rapor hazırlanırken çoğu zaman her iki ebeveynin evi ziyaret edilir, çocuk kendi ortamında gözlemlenir, okul ve varsa sağlık kayıtları değerlendirilir. Rapor hâkimi bağlamaz; ancak rapora aykırı karar veren hâkimin bunun gerekçesini ortaya koyması beklenir.
Rapora itiraz etmek isteyen taraf için pratik nokta şudur: itirazın "rapor haksız" biçiminde genel bir beyan olarak değil, raporda eksik bırakılan somut inceleme kalemleri gösterilerek yapılması gerekir. Görülmeyen bir ortam, dinlenmeyen bir öğretmen, incelenmeyen bir sağlık kaydı — itirazın tutunabileceği yerler bunlardır.
Görevli mahkeme, yetki ve bir uygulama tartışması
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. 4787 sayılı Kanun'un 4. maddesi, Türk Medeni Kanunu'nun — vesayet hükümlerini içeren üçüncü kısmı hariç olmak üzere — ikinci kitabından doğan dava ve işleri aile mahkemesinin görev alanına bırakır; velayet düzenlemesi de bu alandadır. Aile mahkemesi kurulmamış yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Dava, çekişmesiz yargı işidir. HMK m.382/2-b-13, "velayetin kaldırılması, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi"ni çekişmesiz yargı işleri arasında açıkça sayar. Bu nitelendirmenin yetki, usul ve kanun yolu sonuçları vardır: niteliğine uygun düştüğü ölçüde basit yargılama usulü uygulanır ve hâkim resen araştırma yapar (HMK m.385).
Tartışmalı nokta: Yetkili mahkeme hangisi?
Kanun metni ile yargı uygulamasının adlandırması arasında bir gerilim vardır. HMK m.384'e göre "Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir." Yargıtay kararlarında bu kuralın velayetin değiştirilmesine de uygulandığı, kesin yetki kuralı bulunmadığı ve yetkinin ancak karşı tarafça ilk itiraz olarak ileri sürülmesi hâlinde dikkate alınacağı kabul edilmektedir.
Buna karşılık Yargıtay aynı işi kararlarında sıklıkla "dava" olarak adlandırır; akademik yazın, çekişmeli yargıya özgü kavramların bu işe taşınmasını eleştirmektedir. Bu yüzden karşı tarafın genel yetki kuralına (HMK m.6, davalının yerleşim yeri) dayanarak yetki itirazında bulunması ihtimali tamamen dışlanamaz.
Pratikte güvenli yol: Karşı tarafın yerleşim yeri mahkemesi hem HMK m.6 hem HMK m.384 bakımından yetkilidir. Kendi yerleşim yerinizde başvuracaksanız yetki gerekçesini HMK m.384'e dayanarak dilekçede açıkça kurun; yetki itirazı kabul edilirse dosya yetkili mahkemeye gönderilir ve zaman kaybedilir.
Kanun yolu bakımından kanun metni açıktır. HMK m.362/1-ç'ye göre "Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar" hakkında temyiz yoluna başvurulamaz; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de bölge adliye mahkemesinin velayetin değiştirilmesine ilişkin kararlarına karşı yapılan temyiz başvurularını bu gerekçeyle reddetmektedir. İstinaf yolu açıktır; bölge adliye mahkemesinin kararı ise uygulamada kesin kabul edilmektedir.
Aynı dilekçede iştirak nafakası gibi başka talepler de ileri sürülmüşse, o talepler için kanun yolu ayrıca değerlendirilmelidir. Pratikte güvenli yol: istinaf dilekçesini son başvuru gibi eksiksiz hazırlamak ve bölge adliye mahkemesi kararındaki kanun yolu bildirimini ayrıca kontrol etmek.
Süreç, süre, harç ve kanun yolu
Kim başvurabilir? Kural olarak velayet hakkına sahip olmayan ana veya baba. Hâkim ayrıca resen de harekete geçebilir; TMK m.183 bunu açıkça öngörür. Çocuğun esenliği tehlikedeyse üçüncü kişilerin ihbarı da mahkemeyi harekete geçirebilir.
Ortak velayet istenebilir mi? Kanunda ortak velayeti düzenleyen açık bir hükme rastlanmamıştır. Yargıtay uygulamasında ortak velayetin kamu düzenine aykırı sayılmadığı, ancak ana babanın bu konuda uzlaşması ve aralarında sürdürülebilir bir iletişim bulunması hâlinde kabul edildiği aktarılmaktadır; tarafların çekiştiği bir değiştirme dosyasında ortak velayete hükmedilmesi güçtür.
Süre var mı? Hayır. Velayetin değiştirilmesi için hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir; koşullar değiştiğinde her zaman başvurulabilir. Bunun karşılığı, reddedilen bir talebin de kesin bir kapanış olmadığıdır: çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığından (HMK m.388) yeni olgular ortaya çıktığında yeniden başvuru mümkündür.
Harç. Velayet talebi konusu para ile ölçülebilir olmadığından maktu harca tabidir. 2026 yılı yargı harçları, 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 98) ile belirlenmiştir; bu tarifeye göre başvurma harcı 732,00 TL, maktu karar ve ilam harcı 732,00 TL'dir. Bunlara gider avansı, tebligat, tanık ve sosyal inceleme giderleri eklenir. Harç ve avans tutarları her yıl yeniden belirlendiğinden, dava açılmadan önce güncel tarife esas alınmalıdır.
Arabuluculuk. Bu iş için dava şartı arabuluculuk öngörülmemiştir. Arabuluculuk yalnız tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklarda uygulanır (HUAK m.1/2); velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan ana babanın anlaşması tek başına sonuç doğurmaz, mahkeme kararı gerekir.
Adli tatil ve istinaf süresi. Burada iki ayrı soruyu ayırmak gerekir: hangi işlerin tatilde görüleceği (HMK m.103) ve hangi sürelerin uzayacağı (HMK m.104). HMK m.103/1-b, "soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler"i adli tatilde görülecek işler arasında sayar; dolayısıyla adli tatil, başvuruya da yargılamaya da engel değildir. İkinci sonuç sürelerle ilgilidir: HMK m.104'teki bir haftalık uzama yalnız "adli tatile tabi olan dava ve işler"de uygulandığından, velayet dosyasında istinaf süresi tatil içinde de işler ve uzamaz.
İstinaf süresi iki haftadır. Genel kural bu süreyi ilamın tebliğine bağlarken (HMK m.345), çekişmesiz yargı kararlarına ilişkin HMK m.387 "kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta" der. Hangi anın esas alınacağı tartışılabileceğinden pratikte güvenli yol, kararı ilk öğrendiğiniz günü başlangıç saymaktır.
Örnek hesap (2027 adli tatili: 20 Temmuz–31 Ağustos): Karar 16 Temmuz 2027 Cuma günü duruşmada açıklanmış, gerekçeli karar 30 Temmuz 2027'de tebliğ edilmiş olsun. Öğrenme tarihine göre süre 30 Temmuz 2027'de, tebliğ tarihine göre 13 Ağustos 2027'de dolar; güvenli olan ilk tarihtir. Aynı tebliğ adli tatile tabi bir alacak davasında yapılsaydı süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzayarak 7 Eylül 2027'ye kadar sürerdi; velayet dosyasında bu uzama yoktur.
Geçici düzenleme. Yargılama sürerken çocuğun durumu acil bir müdahale gerektiriyorsa geçici önlem alınması istenebilir; TMK m.183 hâkime gerekli önlemleri resen alma yetkisi de verir. Talebin, acil durumu gösteren somut belge ve olgularla desteklenmesi gerekir.
Yargılama akışı. Dilekçe ve harç → tebligat → cevap dilekçesi → ön inceleme → uzman görevlendirmesi ve sosyal inceleme → çocuğun dinlenmesi → tanık ve belge delilleri → karar → istinaf.
Usul yönünden özet:
| Konu | Durum |
|---|---|
| Görevli mahkeme | Aile mahkemesi (4787 s. K. m.4); bulunmayan yerde bu sıfatla asliye hukuk |
| Yargılama türü | Çekişmesiz yargı işi (HMK m.382/2-b-13) |
| Yetki | HMK m.384: talep edenin veya ilgililerden birinin oturduğu yer; kesin yetki yok. Karşı tarafın yerleşim yeri her iki görüşe göre yetkili (HMK m.6) |
| Süre / zamanaşımı | Yok; koşullar değiştikçe her zaman başvurulabilir |
| Harç | Maktu (2026: başvurma 732,00 TL + karar ve ilam 732,00 TL) |
| Adli tatil | Görülür (HMK m.103/1-b); süreler uzamaz (HMK m.104) |
| Arabuluculuk | Dava şartı değil; velayet anlaşmayla değiştirilemez (HUAK m.1/2) |
| İstinaf | Açık; süre 2 hafta (HMK m.345, m.387) — güvenli hesap: kararı öğrenme günü |
| Temyiz | Yargıtay uygulamasında kapalı kabul ediliyor (HMK m.362/1-ç); birlikte ileri sürülen başka talepler ayrıca değerlendirilir |
| Belirleyici delil | Sosyal inceleme raporu + çocuğun beyanı |
Yargılamanın ne kadar süreceğine ilişkin doğrulanabilir resmî bir ortalamaya rastlanmamıştır; "velayet davası ortalama şu kadar sürer" biçimindeki rakamlar doğrulanabilir bir kaynağa dayanmamaktadır. Süre, sosyal inceleme raporunun tamamlanma hızına ve tanık sayısına göre dosyadan dosyaya değişmektedir.
Sık yapılan hatalar
Davayı karşı tarafı suçlama üzerine kurmak. Velayetin değiştirilmesi, karşı tarafın cezalandırılması değil çocuğun durumunun iyileştirilmesidir. İspatlanamayan ağır ithamlar, dilekçe sahibinin güvenilirliğini zayıflatır ve sosyal inceleme raporuna olumsuz yansır.
Çocuğu hazırlayarak mahkemeye göndermek. Yönlendirilmiş beyan uzmanlarca kolaylıkla fark edilir; ezberlenmiş ifadeler çocuğun beyanının ağırlığını düşürdüğü gibi, yönlendiren ebeveynin velayet hakkını çocuk üzerinde baskı aracı olarak kullandığı değerlendirmesine yol açabilir.
Kişisel ilişki ihlallerini belgelemeden yıllarca beklemek. İhlalin sürekliliği ancak kayıtla ispatlanabilir. 7343 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra kişisel ilişki ve çocuk teslimi kararları icra dairesince değil, adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince (bulunmayan yerlerde yazı işleri müdürlüklerince) yerine getirilir (5395 s. K. m.41/A vd.). Bu müdürlüğe yapılan başvurular, yerine getirme tutanakları ve yazışmalar biriktirilmediğinde, yıllar sonra yapılan beyan tek başına sonuç doğurmaz.
İstinafı son fırsat saymamak. Yargıtay uygulamasında temyiz yolu kapalı kabul edildiğinden, bölge adliye mahkemesi kararı fiilen son sözdür; istinaf süresi de adli tatilde işlemeye devam eder. İlk derecede sunulmayan bir delilin sonradan telafi edileceği varsayımı bu dava türünde risklidir.
Velayetin değiştirilmesi, boşanma kararının yeniden tartışılması değil, çocuğun bugünkü koşullarının değerlendirilmesidir. Talebin kabul edilmesi için yeni bir olgunun varlığı yetmez; bu olgunun değişikliği zorunlu kılması ve yeni düzenlemenin çocuğun yararına ölçülebilir bir katkı sunması aranır. Çocuğun görüşünün alınması bir usul zorunluluğu, o görüşe verilecek ağırlık ise bir değerlendirme meselesidir. İstinaf süresinin adli tatilde de işlemesi ve Yargıtay uygulamasında temyiz yolunun kapalı kabul edilmesi, dosyanın en baştan eksiksiz kurulmasını gerektirir.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Velayet dosyaları çocuğun yaşına, fiilî düzene ve delil durumuna göre birbirinden esaslı biçimde ayrıldığından, somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz gerekir.
İlgili sayfalar: Aile hukuku sayfası · Aile hukuku yazıları · Yoksulluk nafakası ve AYM kararı
Kaynaklar: Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr · Yargıtay Karar Arama · TBB Çocuk Hakları Merkezi mevzuat arşivi · Ankara Barosu
Hakkında
Bu makale, Ankara Barosu'na kayıtlı Av. Hikmet Can Akdağ tarafından hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz tavsiye edilir. Bu içerik avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz.
Sık Sorulan Sorular
Velayet davası sonrasında velayet yeniden değiştirilebilir mi?
Anne yeniden evlenirse velayet babaya geçer mi?
Çocuğun velayeti kaç yaşında çocuğa sorulur?
Çocuk babasıyla yaşamak istediğini söylerse velayet ona verilir mi?
Kişisel ilişkinin engellenmesi velayetin değişmesine yol açar mı?
Velayetin değiştirilmesi davası hangi mahkemede açılır?
Velayet davası adli tatilde görülür mü?
Velayet kararı temyiz edilebilir mi?
Dava sürerken çocuk geçici olarak bana verilebilir mi?
Anne ve baba anlaşırsa velayet mahkemesiz değiştirilebilir mi?
Yorumlar
Yorum Yapın
E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.
