
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer taraftan malî gücü oranında "süresiz olarak" nafaka isteyebileceğini düzenler. Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli toplantısında, Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin itirazı üzerine bu cümledeki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti.
Karar, basında "süresiz nafaka kalktı" başlığıyla duyuruldu. Nafaka ödeyen tarafta "artık ödemem gerekmiyor", alan tarafta "geçim kaynağım kesiliyor" beklentisi doğdu. İkisi de bugün için doğru değil. Aşağıda kararın ne yaptığını, saatin ne zaman işlemeye başlayacağını, mevcut nafaka kararlarının hukuken ne olacağını ve nafakanın bugün hangi yollarla gerçekten kesilebildiğini bulacaksınız.
⚖️ Yürürlük Durumu — 23 Eylül 2026
Durum: Karar verildi, gerekçesi henüz yayımlanmadı.
Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026'da TMK m.175'teki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Dosya kamuoyuna E.2025/156 esas numarasıyla yansımıştır; karar numarası gerekçeli kararla birlikte ilan edilecektir. Gerekçeli karar, bu yazının güncellendiği 23 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Resmî Gazete'de yayımlanmamıştır (1–23 Eylül 2026 tarihli sayıların fihristleri tek tek kontrol edilmiştir). Karar numarası, hüküm fıkrası ve resmî gerekçe bu nedenle henüz bilinmemektedir. Aynı gün (4 Haziran 2026) karara bağlanan başka bir norm denetimi dosyasının kararı 17 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandığından, bu kararın yayımının da her an gerçekleşebileceği hesaba katılmalıdır.
Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca iptal kararları Resmî Gazete'de yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girer; Mahkeme gerekli görürse yürürlük tarihini bir yılı geçmemek üzere erteleyebilir. Erteleme süresinin uzunluğu kararın hüküm fıkrasında yer alır; gerekçeli karar yayımlanmadığı için bu süre resmen bilinmemektedir. Karar günü basına yansıyan bilgilerde iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği aktarılmaktadır — hüküm fıkrasıyla henüz teyit edilemeyen bu süre esas alınsa bile, saat ancak Resmî Gazete'de yayım tarihinde işlemeye başlar.
Bugün itibarıyla sonuç: Kanun metni değişmemiştir, "süresiz olarak" ibaresi hâlen yürürlüktedir, hiçbir nafaka bu karar nedeniyle sona ermemiştir. Ödeme yükümlülüğü devam eder; mahkeme kararı olmadan ödemeyi durdurmak icra takibi, faiz ve İİK m.344 uyarınca tazyik hapsi riski doğurur. Nafaka düzenlemesini içeren bir kanun teklifinin TBMM'ye sunulduğuna bu tarih itibarıyla rastlanmamıştır.
İçindekiler
- AYM tam olarak neyi iptal etti?
- Erteleme süresi ne zaman işlemeye başlar?
- Hâlihazırda nafaka alanların kararı ne olacak?
- Görülmekte olan davalarda hâkim ne yapacak?
- Aynı hüküm 2012'de neden iptal edilmemişti?
- Yoksulluk nafakası bugün hangi şartlarda bağlanıyor?
- Nafaka bugün hangi hâllerde sona eriyor?
- Nafakanın kaldırılması davası: mahkeme, süre, maliyet
- Sık yapılan hatalar
- Sıkça sorulan sorular
AYM tam olarak neyi iptal etti?
İptal, maddenin tamamına değil tek bir ibareye yöneliktir. TMK m.175'in tek cümleden oluşan birinci fıkrasındaki "süresiz olarak" ifadesi iptal edilmiştir; "Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz" diyen ikinci fıkra iptalin konusu değildir. Yoksulluk nafakası kurumu ortadan kalkmamıştır; yoksulluğa düşecek eşin nafaka isteme hakkı, kusur ölçütü ve "malî güç oranında" belirleme ilkesi aynen durmaktadır.
İptal yürürlüğe girdiğinde değişecek olan, nafakanın süre yönünden sınırsız olmasının kanuni dayanağıdır. Uygulamada bugüne kadar hâkim, şartları oluşan yoksulluk nafakasına bir bitiş tarihi koyamıyordu; kanun "süresiz" dediği için nafaka, sona erme sebeplerinden biri gerçekleşene kadar devam ediyordu. İbare yürürlükten kalktığında bu zorunluluk ortadan kalkacak.
Bunun yerine ne geleceği ise henüz belli değil. İki ihtimal var: Türkiye Büyük Millet Meclisi erteleme süresi içinde yeni bir düzenleme yapar ve nafakanın süresini belirleyen bir ölçüt getirir; ya da düzenleme yapılmaz ve süre konusunda kanuni bir ölçüt bulunmadığından hâkimin takdiri devreye girer. Basında farklı süre modelleri (evlilik süresine oranlı formüller gibi) tartışılmaktadır. Ağustos 2026'dan bu yana basına yansıyan haberlerde düzenlemenin Ekim ayında Meclis gündemine gelecek bir yargı paketinde yer almasının beklendiği aktarılmaktadır. Bunların hiçbiri yasalaşmamıştır ve bağlayıcı değildir; 23 Eylül 2026 itibarıyla TBMM'ye sunulmuş bir teklif metnine rastlanmamıştır. Bu yazı, henüz metni ortada olmayan bir taslağı anlatmak yerine yürürlükteki hukuku esas alır.
Dosya Mahkeme'nin önüne itiraz yoluyla — yani Antalya 12. Aile Mahkemesi'nin, önündeki somut davada uygulayacağı kuralı Anayasa'ya aykırı bulup başvurmasıyla — gelmiştir.
Erteleme süresi ne zaman işlemeye başlar?
Erteleme süresi karar tarihinden değil, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren işler.
| Aşama | Durum (23 Eylül 2026) |
|---|---|
| Anayasa Mahkemesi'nde görüşülme ve iptal | Tamamlandı — 4 Haziran 2026 |
| Gerekçeli karar ve karar numarası | Açıklanmadı |
| Resmî Gazete'de yayım | Gerçekleşmedi |
| Erteleme süresinin başlaması | Yayımla birlikte başlayacak |
| İptalin yürürlüğe girmesi | Yayım tarihi + erteleme süresi |
| Yeni yasal düzenleme | Yapılmadı; TBMM'ye sunulmuş teklife rastlanmadı |
Yayım tarihi bilinmediği için iptalin yürürlüğe gireceği tarih de bugün hesaplanamaz. "Nafakalar şu tarihte kesilecek" diyen her içerik, olmayan bir veriyi tahmin ediyor demektir.
Örnek hesap: Gerekçeli karar 1 Ekim 2026'da yayımlanır ve dokuz aylık erteleme hüküm fıkrasında teyit edilirse, "süresiz olarak" ibaresi 1 Temmuz 2027'de yürürlükten kalkar. Yayım bir ay gecikirse bu tarih de bir ay kayar. Bu tarihe kadar mevcut metin uygulanır; o tarih geldiğinde de var olan nafaka kararları kendiliğinden sona ermez.
Bir ayrıntı daha: gerekçeli karar yayımlanmadan kararın resmî gerekçesi de bilinemez. Basına yansıyan değerlendirmelerde mülkiyet hakkı ve ölçülülük ilkesi eksenleri öne çıkarılmaktadır; ancak Mahkeme'nin hangi anayasal gerekçeyle, hangi sınırlarla iptale gittiği ancak metin yayımlandığında netleşecektir. Basına yansıyan bilgilere göre karar oyçokluğuyla alınmıştır; karşı oy gerekçeleri de yayımla birlikte görülecektir.
Hâlihazırda nafaka alanların kararı ne olacak?
Elinde kesinleşmiş bir nafaka kararı olan taraf için yürürlükteki hukukun cevabı nettir: karar geçerliliğini korur.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları geriye yürümez (Anayasa m.153). Bu, bir hükmün iptal edilmesinin, o hükme dayanılarak daha önce verilmiş ve kesinleşmiş mahkeme kararlarını kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı anlamına gelir. Geçmişte ödenmiş nafakaların iadesi de söz konusu değildir.
Mahkeme'nin 2025 kararı da aynı ayrımı gösterir: nafakanın artırılması ve kaldırılması taleplerinin görüldüğü bir dosyada TMK m.175'in uygulanacak kural olmadığını kabul etmiştir. Mevcut bir nafakanın kaldırılması veya azaltılması davasının dayanağı m.175 değil, m.176'dır.
Tek belirsizlik Meclis'tedir: çıkarılacak yeni düzenleme, mevcut nafakalar için ayrı bir geçiş hükmü öngörebilir. Bugün böyle bir metne rastlanmamıştır; bu nedenle aşağıdaki sonuçlar yürürlükteki hukuka göredir.
Pratikte üç sonuç doğar:
Nafaka kendiliğinden sona ermez. Mahkeme kararıyla bağlanmış bir nafaka, ancak yine bir mahkeme kararıyla veya kanunda sayılan kendiliğinden sona erme hâllerinden biriyle biter.
Ödemeyi tek taraflı durdurmak riskli sonuç doğurur. İptal kararı yürürlüğe girse bile, elde bir kaldırma kararı olmadan ödemeyi kesen yükümlü hakkında ödenmeyen her taksit için ilamlı icra takibi başlatılabilir; birikmiş nafaka faiziyle birlikte istenebilir. Ayrıca İİK m.344 uyarınca nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Kaldırma veya azaltma davası açılmışsa, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.
İptalin etkisi, açılacak yeni davalarda görülür. İptal yürürlüğe girdikten sonra nafakaya hükmedilen davalarda hâkim, artık "süresiz" zorunluluğuyla bağlı olmayacaktır. Mevcut kararların gözden geçirilmesi ise m.176'ya dayanan ayrı bir dava konusudur.
Çocuklar için ödenen iştirak nafakası bu karardan etkilenmez. İştirak nafakası ayrı bir hukuki temele dayanır ve tartışmanın konusu dışındadır. Aynı şekilde tedbir nafakası ve yardım nafakası da bu iptalin kapsamında değildir.
Görülmekte olan davalarda hâkim ne yapacak?
Derdest — yani görülmekte olan — boşanma ve nafaka davalarında durum belirsizdir.
Tartışmalı nokta: Erteleme döneminde hâkim hangi metni uygular?
Bu konuda uygulama birliği yoktur ve bağlayıcı bir usul kuralı bulunmamaktadır.
Birinci görüş, iptal yürürlüğe girene kadar kanunun mevcut hâlinin uygulanacağını, hâkimin "süresiz olarak" ibaresini görmezden gelemeyeceğini savunur. Dayanağı, iptal kararının yürürlük tarihine kadar kuralın hukuk düzeninde varlığını sürdürmesidir. Erteleme süresinin varlık sebebi de zaten budur: yasama organına düzenleme yapma zamanı tanınırken mevcut kural yürürlükte kalır.
İkinci görüş, özellikle itiraz yoluna başvuran mahkemenin önündeki dava ile iptal kararı arasındaki bağı öne çıkarır ve hâkimin, kısa süre sonra yürürlükten kalkacak bir ibareye dayanarak süresiz bir yükümlülük kurmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini ileri sürer.
Pratikte güvenli yol: Talebi yalnızca ibarenin lafzına dayandırmamak; yoksulluğa düşme, kusur dağılımı ve tarafların malî durumunu her iki görüşe göre de sonuç verecek biçimde delillendirmektir. Nafakaya hükmedilirse, karar iptalin yürürlüğünden önce verilse bile ileride m.176 yoluyla gözden geçirilebilir.
Karşı taraf açısından, sürenin sınırlandırılmasına ilişkin talebin gerekçesiyle birlikte ve usulüne uygun biçimde dosyaya girmesi gerekir; talep edilmeyen bir sınırlamayı hâkimin kendiliğinden gündeme getireceği varsayılmamalıdır.
Uygulamanın nasıl şekilleneceğini gerekçeli kararın içeriği belirleyecektir.
Aynı hüküm 2012'de neden iptal edilmemişti?
Aynı ibare Anayasa Mahkemesi'nin önüne daha önce de gelmiş ve reddedilmişti.
Mahkeme, 17 Mayıs 2012 tarihli, E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında TMK m.175/1'deki "süresiz olarak" ibaresine yönelik itirazı reddetti. Ret gerekçesinde, kanun koyucunun amacının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin, şartları devam ettiği sürece diğer eş tarafından ekonomik yönden desteklenmesi olduğu vurgulanmıştı. Karar oybirliğiyle değil, bir üyenin karşı oyuyla alınmıştı.
Aynı hüküm 2025'te bir kez daha Mahkeme'nin önüne geldi. 27 Mart 2025 tarihli, E.2025/91, K.2025/82 sayılı kararla bu başvuru esastan incelenmeden, oybirliğiyle başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddedildi. Başvuru yine Antalya 12. Aile Mahkemesi'nden gelmişti; ancak oradaki dava nafakanın artırılması ve karşı dava yoluyla kaldırılması davasıydı ve Mahkeme, m.175'in bu davada uygulanma imkânı bulunmadığını belirtti.
Dolayısıyla 2026 kararıyla Mahkeme, aynı ibare hakkında 2012'de esastan verdiği ret kararından farklı bir sonuca ulaşmıştır. Bu görüş değişikliğinin nedeni ise ancak gerekçeli kararla anlaşılabilecektir.
Yoksulluk nafakası bugün hangi şartlarda bağlanıyor?
İptal yürürlüğe girene kadar nafakaya hükmedilmesinin şartları değişmiyor. Dört şart birlikte aranır.
Talep bulunmalıdır. Hâkim yoksulluk nafakasına kendiliğinden hükmedemez; taraf istemelidir.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşülmelidir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında yoksulluk, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi bireyin maddi varlığını sürdürmesi için zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde gelirin bulunmaması olarak değerlendirilir. Ölçüt mutlak yoksunluk değil, bu zorunlu ihtiyaçları karşılayamama hâlidir.
Nafaka isteyenin kusuru daha ağır olmamalıdır. Madde metni "kusuru daha ağır olmamak koşuluyla" der. Bu, kusursuzluk aranmadığı anlamına gelir: eşit kusurlu eş de yoksulluk nafakası isteyebilir. Nafaka talebini engelleyen, talep edenin diğerine göre daha ağır kusurlu olmasıdır. Ayrıca maddenin ikinci fıkrası gereği nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz — kusursuz eş de nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.
Yükümlünün malî gücü bulunmalıdır. Nafaka, ödeyecek tarafın gelir ve malvarlığıyla orantılı belirlenir.
Boşanma davasıyla birlikte istenmemişse, nafaka ayrı bir davayla da talep edilebilir. Ancak TMK m.178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu bir yıllık süre, boşanma sırasında nafaka istemeyip sonradan talep etmek isteyenler için belirleyicidir. Örneğin boşanma hükmü 15 Ekim 2025'te kesinleşmişse süre 15 Ekim 2026'da dolar; 23 Eylül 2026 itibarıyla yaklaşık üç hafta kalmıştır. Bu maddi hukuk süresi adli tatilden etkilenmez; zamanaşımı dolmuşsa karşı tarafın bu savunması talebi düşürür.
Nafaka bugün hangi hâllerde sona eriyor?
"Süresiz" ibaresine rağmen yoksulluk nafakası bugün de şarta bağlıdır. TMK m.176/3, irat biçiminde ödenen nafakanın sona ermesini iki farklı mekanizmaya bağlar ve bu mekanizmalar bugün de işlemektedir.
| Sona erme sebebi | Nasıl gerçekleşir | Dava gerekir mi |
|---|---|---|
| Alacaklının yeniden evlenmesi | Kendiliğinden | Hayır |
| Taraflardan birinin ölümü | Kendiliğinden | Hayır |
| Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama | Mahkeme kararıyla | Evet |
| Yoksulluğun ortadan kalkması | Mahkeme kararıyla | Evet |
| Haysiyetsiz hayat sürme | Mahkeme kararıyla | Evet |
Ayrıca m.176/4 uyarınca tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Yani nafaka miktarı da kalıcı değildir.
İki grubun sonucu farklıdır. Alacaklının yeniden evlenmesi veya ölüm hâlinde nafaka, kanun gereği o tarihte kendiliğinden kalkar; kaldırma kararı beklemek gerekmez. Yine de alacaklı takibe devam ederse, evlenmeyi gösteren nüfus kaydının icra dosyasına sunulması gerekir; uygulamada ayrıca tespit kararı istenmesi de önerilmektedir. Tablonun alt üç satırında ise nafaka ancak kaldırma kararıyla sona erer; karar çıkana kadar ödemeye devam edilir.
"Evli gibi yaşama" nasıl ispatlanır?
Alacaklının resmî nikâh olmaksızın bir başkasıyla karı-koca gibi yaşaması hâlinde nafakanın kaldırılması istenebilir. İspat yükü davacıdadır ve tek bir olguya değil, sürekliliğe bakılır: aynı adreste ikamet, ortak ekonomik yaşam, çevreye karşı birlikte görünme gibi unsurlar birlikte değerlendirilir. Tanık beyanı, adres kayıtları ve kolluk araştırması sık kullanılan delillerdir.
Asgari ücretle çalışmak nafakayı keser mi?
Kural olarak tek başına kesmez, ama sonuç iki tarafın malî durumunun karşılaştırılmasına bağlıdır. Yargıtay uygulamasında, boşanma davasında nafaka talep eden eşin asgari ücret düzeyinde gelirinin nafaka bağlanmasına tek başına engel sayılmadığı aktarılmaktadır. Ekonomik ve sosyal durumdaki kısmi bir iyileşme de çoğunlukla kaldırma için değil, miktarın yeniden değerlendirilmesi için sebep sayılmaktadır. Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu'nun, alacaklının asgari ücretle çalışmaya başladığı ve yükümlünün düzenli gelirinin bulunmadığı bir olayda nafakanın dava tarihinden itibaren kaldırılmasını onadığı bir kararı da aktarılmaktadır.
Kaldırma kararı için aranan, gelirin düzenli ve sürekli olması ve yoksulluk hâlini gerçekten ortadan kaldıracak düzeyde bulunmasıdır; kısa süreli bir iş veya geçici bir gelir bu ölçütü kural olarak karşılamaz. Pratikte güvenli yol: yükümlü taraf kaldırmayı ve bunun yanında azaltmayı birlikte talep etmeli, alacaklı taraf ise gelirinin zorunlu giderleri karşılamadığını belgelemelidir.
Nafakanın kaldırılması davası: mahkeme, süre, maliyet
Görevli mahkeme: Aile mahkemesi. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görevlidir.
Yetkili mahkeme: TMK m.177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili sayar. Bu hükmün borçlunun açtığı kaldırma davasını da kapsayıp kapsamadığı tartışılabilir; ancak o davada davalı nafaka alacaklısı olduğundan HMK m.6'daki genel kural (davalının dava tarihindeki yerleşim yeri) da aynı yeri gösterir. Pratikte güvenli yol: kaldırma veya azaltma davasını, dava tarihinde nafaka alacaklısının yerleşim yeri olan yerdeki aile mahkemesinde açmaktır.
Süre: Nafakanın kaldırılması veya değiştirilmesi talebi için hak düşürücü bir süre öngörülmemiştir; sona erme sebebi doğduğunda dava açılabilir. Uygulamada kaldırma kararının kural olarak dava tarihinden itibaren sonuç doğurduğu kabul edilmektedir; dava tarihinden önceki dönem için ödenmiş nafaka geri istenemez. Dava açmak da ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden durdurmaz.
Arabuluculuk: Nafakanın kaldırılması, azaltılması veya artırılması davaları HUAK m.18/B'de sayılan dava şartı arabuluculuk uyuşmazlıkları arasında değildir; arabulucuya gitmeden doğrudan aile mahkemesinde açılır.
Harç: Nafaka davaları harca tabidir; kaldırma ve azaltma davalarında uygulamada nispi harç hesaplandığı aktarılmaktadır. 2026 yılı yargı harçları, 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Harçlar Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 98) ile belirlenmiştir; bu tarifede asliye ve aile mahkemeleri için öngörülen başvurma harcı 732,00 TL'dir. Buna gider avansı, tebligat ve varsa keşif-bilirkişi giderleri eklenir. Harç ve avans tutarları her yıl yeniden belirlendiğinden, dava açılmadan önce güncel tarifenin esas alınması gerekir.
Süreç: Dava dilekçesi ve harç → tebligat → cevap dilekçesi → ön inceleme duruşması → tahkikat (tanık, malî durum araştırması, kolluk araştırması) → karar → istinaf. İstinaf süresi kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345). Her çeşit nafaka davası HMK m.103 uyarınca adli tatilde de görülür. HMK m.104'teki bir haftalık süre uzaması yalnızca adli tatile tabi dava ve işler için öngörüldüğünden nafaka davalarında uygulanmaz: adli tatil içinde tebliğ edilen bir kararın istinaf süresi de iki haftada dolar.
Sık yapılan hatalar
"Karar çıktı, ödemeyi kesiyorum." Kanun metni henüz değişmemiştir; iptal yürürlüğe girdiğinde de mevcut kararlar kendiliğinden ortadan kalkmaz. Ödemeyi tek taraflı kesmek, birikmiş nafakanın faiziyle birlikte icra yoluyla tahsili ve İİK m.344 uyarınca tazyik hapsi sonucunu doğurabilir.
Boşanma davasında nafaka istememek ve sonra hatırlamak. TMK m.178'deki bir yıllık zamanaşımı, boşanma kesinleştikten sonra işlemeye başlar ve dolduğunda talep hakkı kaybedilir. Boşanma dilekçesinde nafaka talebine yer vermek, sonradan açılacak bir davaya kıyasla çok daha güvenli bir yoldur.
"Eşit kusurluyum, nafaka alamam" sanmak. Madde kusursuzluk değil, "daha ağır kusurlu olmama" arar. Eşit kusur, nafaka talebine engel değildir; bu yanılgıyla talepte bulunmayan eş, m.178'deki bir yıllık süre dolduğunda hakkını kaybeder.
Basındaki taslak süre modellerini yürürlükteki hukuk sanmak. Evlilik süresine oranlı nafaka formülleri tartışılmaktadır; ancak ortada yasalaşmış bir metin yoktur. Bir dilekçeyi veya bir kararı tartışmadaki bir modele dayandırmak sonuç doğurmaz.
Adli tatilde istinaf süresinin uzadığını sanmak. Nafaka davaları adli tatilde de görüldüğü için HMK m.104'teki bir haftalık uzama bu davalarda işlemez; yaz aylarında tebliğ edilen kararda iki haftalık süre olduğu gibi işler.
Nafakayı iştirak nafakasıyla karıştırmak. Çocuk için ödenen iştirak nafakası bu tartışmanın kapsamında değildir ve AYM kararından etkilenmez. Boşanma kararında her iki nafakaya birlikte hükmedilmişse, hangi kalemin hangi hukuki temele dayandığı ayrıştırılmalıdır.
Anayasa Mahkemesi'nin kararı yoksulluk nafakasının süresine ilişkin kuralı değiştirecektir; ancak 23 Eylül 2026 itibarıyla hukuki durumu henüz değiştirmemiştir. Kanun metni yürürlüktedir, mevcut kararlar geçerlidir ve nafakanın sona ermesi hâlen TMK m.176'daki sebeplere, yeniden evlenme ve ölüm dışındaki hâllerde de bir mahkeme kararına bağlıdır. Kararın etkisi, gerekçeli metnin Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından işleyecek erteleme süresi dolduğunda başlayacak; o tarihe kadar Meclis'in bir düzenleme yapıp yapmayacağı belirleyici olacaktır.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Nafaka talebi, kaldırma davası veya devam eden bir dosyadaki strateji, tarafların kusur durumuna ve malî verilerine göre değiştiğinden, somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz gerekir.
İlgili sayfalar: Aile hukuku sayfası · Aile hukuku yazıları · Velayetin değiştirilmesi davası
Kaynaklar: Anayasa Mahkemesi Norm Kararlar Bilgi Bankası · Türk Medeni Kanunu — mevzuat.gov.tr · Resmî Gazete · Türkiye Barolar Birliği
Hakkında
Bu makale, Ankara Barosu'na kayıtlı Av. Hikmet Can Akdağ tarafından hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz tavsiye edilir. Bu içerik avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz.
Sık Sorulan Sorular
Süresiz nafaka kaldırıldı mı?
Nafakam ne zaman kesilecek?
Kesinleşmiş nafaka kararı iptalden etkilenir mi?
Nafaka ödeyen taraf erteleme süresi boyunca ödemeyi durdurabilir mi?
Yeni nafaka yasası ne zaman çıkacak?
Çocuğumun nafakası da kesilecek mi?
Eşit kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
Asgari ücretle çalışmaya başladım, nafakam kesilir mi?
Nafaka kaldırma davası hangi mahkemede açılır?
Boşanmadan sonra nafaka istemek için süre var mı?
Yorumlar
Yorum Yapın
E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.
