
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 145. maddesine göre ifadesi alınacak kişi davetiyeyle çağrılır ve davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir. Madde, kişinin hangi sıfatla çağrıldığının yazılmasını aramaz. Telefonla gelen çağrıda ise çoğu zaman ne neden ne de sıfat söylenir; "orada anlatılır" cevabı verilir.
Oysa sıfat, kişinin haklarını belirler. Şüpheli susma hakkına sahiptir ve avukat bulundurabilir; bazı durumlarda avukat zorunludur. Tanık ise savcı veya hâkim önüne çağrıldığında gelmek ve konuşmak zorundadır, yalnız yakınlar tanıklıktan çekinebilir. Sıfatını bilmeden ifadeye giden kişi, hangi hakkı kullanabileceğini de bilmeden masaya oturur.
Aşağıda çağrıdan sıfatın nasıl öğrenileceği, avukatın hangi durumlarda zorunlu olduğu, ifade odasında şüphelinin hakları, tanığın çekinme hakkı ve çağrıya uyulmamasının sonuçları ele alınıyor. Konunun dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 43-61, 145-150. maddeleridir.
İçindekiler
- Elimdeki çağrı bana ne söylüyor? Davetiye, telefon ve sıfatı öğrenme yolları
- Şüpheli, tanık, bilgi sahibi: sıfat ne zaman başlar?
- Avukatsız gitmek: kanuni hak mı, zorunluluk mu?
- Şüpheli olarak dinleniyorsanız ifade odasında neler olur?
- Tanık olarak çağrıldıysanız: gelme, konuşma ve çekinme
- İfadeye gitmezseniz: zorla getirme, yakalama emri ve gözaltı
- Maliyet kalemleri
- Sık yapılan hatalar
- Sıkça sorulan sorular
Elimdeki çağrı bana ne söylüyor? Davetiye, telefon ve sıfatı öğrenme yolları
CMK m.145 tek cümledir: "İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır." Madde "sıfat" demez, "çağrılma nedeni" der. Doktrinde, davetiyeye yalnızca sıfatın yazılmasının bu şartı karşılamadığı, özellikle şüpheliye yüklenen fiilin anlaşılır biçimde belirtilmesi gerektiği savunulur.
Telefonla çağrı ise ayrı bir konudur. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 20.02.2015 tarihli 162 sayılı Genelgesi, kanundaki istisnalar dışında şüpheli ve sanıkların davetiye ile, mağdur, şikâyetçi, tanık ve bilirkişilerin açıklamalı çağrı kâğıdı ile çağrılmasını esas alır. Genelge mağdur, şikâyetçi, tanık ve bilirkişilerin telefon, telgraf, UYAP SMS veya elektronik posta ile de çağrılabileceğini hatırlatır; bu sayımda şüpheliler yoktur. Tanıklar bakımından CMK m.43/2 aynı imkânı tanır, ancak bu yolla yapılan çağrıda "çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar" uygulanmaz.
Telefonla arandığınız için tanık olduğunuz sonucu da çıkmaz; bu yalnızca sizin yazılı davetiye gönderilmeden çağrıldığınızı gösterir. Sıfatınızı bilmeden çağrıyı tamamen yok saymak ise risklidir. Arayan kişinin adını, birimini ve dosya numarasını not edin, birimi resmî santral üzerinden arayarak çağrının gerçek olduğunu doğrulayın ve yazılı davetiye ya da çağrı kâğıdı gönderilmesini isteyin.
Sıfatı ifadeden önce öğrenmenin yolları sınırlıdır ve hiçbiri tek başına kesin sonuç vermez:
- Davetiyedeki neden: İlk bakılacak yer burasıdır. "Bilgi alma", "mağdur" veya bir suç adı gibi ibareler sıfat hakkında fikir verir.
- Çağıran birim: Davetiyedeki birime telefonla sorulabilir. Bu kanunda düzenlenmiş bir hak değildir, uygulamada başvurulan bir yoldur ve cevap verilmeyebilir.
- Avukat aracılığıyla başsavcılık: CMK m.153/1'e göre müdafi soruşturma evresinde dosyayı inceleyebilir ve istediği belgelerin örneğini harçsız alabilir. Bu hak şüphelinin müdafiine tanınmıştır; sıfatı henüz belli olmayan kişi için ise avukatın yapacağı başvurunun sonucu başsavcılığın tutumuna bağlıdır. Soruşturmanın amacı tehlikeye düşecekse belirli suçlarda hâkim kararıyla dosya incelemesi kısıtlanabilir (153/2); ancak şüphelinin ifadesini içeren tutanak bu kısıtlamanın dışındadır (153/3).
- e-Devlet: Adalet Bakanlığının e-Devlet hizmetlerinde veya UYAP Vatandaş Portalı'nda bir kaydın görünmemesi, hakkınızda soruşturma bulunmadığını göstermez.
Şüpheli, tanık, bilgi sahibi: sıfat ne zaman başlar?
CMK m.2/1-a şüpheliyi "soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi" olarak tanımlar; sanık ise kovuşturma evresindeki kişidir. Tanım bir kayda, davetiyeye veya kişinin bunu bilmesine bağlanmamıştır. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin 4. maddesi (RG 01.06.2005, S.25832) kolluk açısından iki kavram kullanır: "ifade alma" şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir; "bilgi alma" ise müşteki ve suçtan zarar gören ile suç işleme şüphesi altında bulunmayan diğer kişilerin dinlenip tutanağa geçirilmesidir.
Dolayısıyla "şüpheli mi, tanık mı" ikilisi tabloyu tam yansıtmaz; çağrılan kişi müşteki veya suçtan zarar gören olarak da dinlenebilir. Şüpheli hakları (CMK m.147, 149 ve 150) yalnız şüpheli ve sanık içindir, tanık için ayrı bir düzen vardır.
Asıl güçlük, sıfatın ifade sırasında değişebilmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22.12.2022 tarihli, 2022/388 E., 2022/824 K. sayılı kararında bu soruyla karşılaşmıştır. Olayda aracı uçuruma yuvarlanan ve eşi hayatını kaybeden yaralı sürücü, olay yerine gelen jandarmaya olayı anlatmış, daha sonra yaşananın bir kaza olduğunu savunmuştur. Genel Kurul çoğunluğu, jandarma olay yerine vardığında sanık üzerinde somutlaşmış bir şüphe bulunduğunu, buna rağmen CMK m.147'deki hakların hatırlatılmadığını kabul etmiş ve bu beyanın CMK m.148/4, 206 ve 217 uyarınca hükme esas alınamayacağına karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı değişik gerekçeyle kabul edilmiş ve mahkûmiyet bozulmuştur.
Karar oy çokluğuyla alınmıştır; Genel Kurul Başkanı ve altı üye karşı oy kullanmıştır. Karşı oya göre beyan ikrar sayılamasa da kendiliğinden yapılmış bir açıklama olarak "emare" niteliğindedir ve hakların hatırlatılmamış olması onu hukuka aykırı kılmaz. Olay bir tanıklık olayı değildir; kararın buradaki önemi, şüphe somutlaştığı anda hakların hatırlatılması gerektiği ilkesidir.
Şüpheli sıfatının kayıtla mı, fiilen mi başladığı bu nedenle uygulamada tartışmalıdır. Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, CMK m.2/1-a'daki tanımdan hareketle sıfatın şüphenin kişi üzerinde somutlaştığı anda başladığını kabul etmiştir. Bu yüzden ifadeye başlamadan önce hangi sıfatla dinlendiğinizi sorun ve cevabın tutanağa yazılmasını isteyin; sorular sizi suçlayan bir yöne kayarsa o anda haklarınızın hatırlatılmasını talep edin.
Avukatsız gitmek: kanuni hak mı, zorunluluk mu?
Şüpheli için avukat bulundurmak kural olarak bir haktır, bazı hâllerde ise zorunluluktur.
Hak. CMK m.149/1'e göre şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir. Soruşturma evresinde ifade alınırken en çok üç avukat hazır bulunabilir (149/2). Avukatın şüpheliyle görüşme, ifade veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı "engellenemez, kısıtlanamaz" (149/3). Bu hakkın ifadenin başında şüpheliye bildirilmesi gerekir; müdafi seçecek durumda olmayan ve müdafi yardımı isteyen şüpheliye baro tarafından müdafi görevlendirilir (CMK m.147/1-c).
Zorunluluk. CMK m.150/2'ye göre müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsizse "istemi aranmaksızın" müdafi görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda yürütülen soruşturma ve kovuşturmada da aynı kural uygulanır (150/3). Bu hâllerde "avukat istemiyorum" demek ifadenin avukatsız alınmasını sağlamaz.
Avukatsız gitmenin sonucu. Kanun avukatsız ifadeyi yasaklamaz; ancak CMK m.148/4'e göre müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, "hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz." Bu, avukatsız kolluk ifadesinin geçersiz olduğu anlamına gelmez; mahkemede doğrulanırsa kullanılabilir. Hüküm yalnız "kollukça alınan" ifadeden söz ettiği için savcılıkta avukatsız verilen ifadeye aynı koruma tanınmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi de Salduz/Türkiye kararında (36391/02, 27.11.2008) avukat yardımının kural olarak şüphelinin polis tarafından ilk sorgulanmasından itibaren sağlanması gerektiğine hükmetmiştir; o olayda 17 yaşındaki başvurucunun avukatsız polis ifadesi mahkûmiyetin başlıca dayanağı olmuştu.
Tanık için. CMK m.149 ve 150 yalnız şüpheli ve sanığın müdafi yardımını düzenler; tanığın yanında avukat bulunmasını ne açıkça tanıyan ne de yasaklayan bir hüküm vardır. Sıfatınız belirsizse, avukat eşliğinin mümkün olup olmadığını ifadeden önce çağıran birimle netleştirmek yerinde olur. İfade sırasında şüpheli sıfatı ortaya çıkarsa 149/3'teki hak doğrudan uygulanır.
Şüpheli olarak dinleniyorsanız ifade odasında neler olur?
CMK m.147/1 ifadenin nasıl alınacağını bentler hâlinde sayar. Önce kimlik saptanır ve kişi kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlüdür (a). Kendisine yüklenen suç anlatılır (b), müdafi hakkı bildirilir (c), yakalanmışsa yakınlarından istediğine haber verilir (d). Ardından "yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir" (e) ve şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır (f). Kişisel ve ekonomik durumu sorulur (g), kayıtta teknik imkânlardan yararlanılır (h) ve ifade tutanağa bağlanır (i).
Burada iki ayrıntı sıkça karıştırılır. Susma hakkı yüklenen suça ilişkin açıklamaları kapsar; kimlik sorularına doğru cevap verme yükümlülüğü (a bendi) bundan ayrıdır. İkincisi tutanaktır: 147/1-i, tutanak içeriğinin ifade veren ve hazır bulunan müdafi tarafından okunduğunun ve imzalarının alındığının, imzadan çekinilmişse nedenlerinin yazılmasını ister. İmza, tutanağın okunduğunu kayda geçirdiği için okunmadan atılan imza sonradan düzeltme istemeyi güçleştirir.
CMK m.148 ise ifadenin hangi yollarla alınamayacağını düzenler. Beyan özgür iradeye dayanmalıdır; kötü davranma, işkence, aldatma, cebir veya tehdit gibi müdahaleler yapılamaz ve kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez (148/1-2). Yasak usullerle elde edilen ifadeler "rıza ile verilmiş olsa da" delil olarak değerlendirilemez (148/3). Aynı olayla ilgili ifadenin yeniden alınması gerekirse bunu ancak Cumhuriyet savcısı yapabilir (148/5); kolluk ikinci kez ifade alamaz.
İfade bittiğinde şüpheli serbest bırakılabileceği gibi hakkında tutuklama da istenebilir. Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni gerekir (CMK m.100/1); kaçma şüphesi ve delilleri karartma şüphesi tutuklama nedeni sayılabilir (100/2). Tutuklama nedenleri varsa tutuklama yerine adli kontrol kararı da verilebilir (CMK m.109/1). Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler dışında, üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m.100/4).
Tanık olarak çağrıldıysanız: gelme, konuşma ve çekinme
Gelme. CMK m.44/1'e göre usulüne uygun çağrılıp mazeretini bildirmeden gelmeyen tanık zorla getirilir ve gelmemesinin sebep olduğu giderler kendisinden tahsil edilir. CMK m.146/7 de çağrıya rağmen gelmeyen tanık hakkında zorla getirme kararı verilebileceğini söyler. Ne var ki CMK m.43/5'e göre tanık çağrısına ilişkin hükümler, kişinin "ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi" hâlinde uygulanabilir. Bu nedenle kolluğun bilgi almak için çağırdığı kişinin gelmediğinde zorla getirilemeyeceği görüşü yaygındır. Kolluk çağrısına gidemeyecekseniz mazeretinizi yazılı bildirmeniz yeterlidir; savcılık veya mahkeme çağrısında ise mazeret bildirmeden gelmemek zorla getirmeye ve masrafa yol açar.
Konuşma. Tanığın yükümlülüğü gelmekle bitmez. CMK m.60/1'e göre yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen tanık hakkında, giderlere de hükmedilerek, tanıklığın gerçekleştirilmesi için dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi verilebilir; tanıklık yükümlülüğünü yerine getiren kişi derhâl serbest bırakılır. Soruşturma evresinde bu tedbirleri sulh ceza hâkimi alır (60/2) ve disiplin hapsi kararına itiraz edilebilir (60/4). Kolluk önündeki bilgi almada m.60'ın uygulanıp uygulanmayacağı kanunda açıkça düzenlenmemiştir; disiplin hapsine her durumda yalnız hâkim karar verebilir.
Çekinme. Kanun iki ayrı çekinme hakkı tanır. CMK m.45/1'e göre şüpheli veya sanığın nişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyu, üçüncü derece dahil kan ve ikinci derece dahil kayın hısımları ve evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir. Bu hak tanığa dinlenmeden önce bildirilir ve dinlenirken de her zaman kullanılabilir (45/3). Yargıtay, çekinme hakkı hatırlatılmadan alınan yakın tanık beyanını hukuka aykırı delil sayar.
CMK m.48/1 ise herkese tanınmış bir haktır: tanık, kendisini veya 45. maddede sayılan yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermekten çekinebilir ve bu hak kendisine önceden bildirilir. Hakkın soruşturma evresinde de geçerli olup olmadığı tartışmalıdır. Madde "ceza kovuşturmasına" uğratabilecek sorulardan söz eder; CMK m.2/1-f'ye göre kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlar. Lafzi yoruma göre hak yalnız kovuşturma evresindeki tanığa tanınmış gibi görünse de doktrinde "kovuşturma" sözcüğünün soruşturmayı da kapsayacak biçimde anlaşılması gerektiği savunulur. Savcılık veya kolluk önünde kendinizi suçlayan bir soruyla karşılaşırsanız çekinme hakkınızı kullandığınızı açıkça söyleyin ve bunu tutanağa geçirtin.
İfadeye gitmezseniz: zorla getirme, yakalama emri ve gözaltı
Şüpheli bakımından süreç üç aşamada ilerleyebilir. İlki zorla getirmedir. CMK m.146/1'e göre 145. maddeye göre çağrıldığı hâlde gelmeyen veya hakkında tutuklama kararı ya da yakalama emri için yeterli nedenler bulunan şüphelinin zorla getirilmesine karar verilebilir; ikinci hâlde önceden çağrı yapılmış olması aranmaz. Karar şüphelinin kim olduğunu, yüklenen suçu ve zorla getirme nedenlerini içerir (146/2) ve bir örneği şüpheliye verilir (146/3). Zorla getirilen kişi derhâl, bu mümkün değilse yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür (146/4).
İkinci aşama yakalama emridir: CMK m.98/1'e göre soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya kendisine çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi yakalama emri düzenleyebilir. Üçüncüsü gözaltıdır. CMK m.91/1'e göre yakalanan kişi savcılıkça bırakılmazsa gözaltına alınabilir; gözaltı süresi, en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez ve bu zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz.
Örnek. Bir kişiye 02.11.2026 Pazartesi günü Cumhuriyet başsavcılığından davetiye tebliğ edilir; ifade tarihi 17.11.2026 Salı saat 10.00'dur ve davetiyede neden olarak yalnızca "ifade vermek üzere" yazmaktadır. Kişinin önünde on beş günlük bir süre vardır. Örneğin 03.11.2026 Salı günü bir avukat aracılığıyla başsavcılıktan sıfat ve dosya bilgisi istenebilir (CMK m.153/1; kısıtlama olabilir). Gelemeyecekse mazeretini 17.11.2026'dan önce yazılı bildirmesi gerekir; kanunda bunun için ayrıca bir son gün öngörülmemiştir. Mazeret bildirmeden gelmezse hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Bu karara dayanarak 20.11.2026 Cuma saat 14.00'te kolluk tarafından alınırsa, yol süresi hariç en geç 21.11.2026 Cumartesi saat 14.00'e kadar savcının önüne çıkarılmalıdır. Yakalama emriyle yakalanıp gözaltına alınan kişi için de CMK m.91/1'deki yirmi dört saatlik süre yakalama anından başlar; zorunlu yol süresi buna dahil değildir ve on iki saati aşamaz. Adli tatil CMK m.331/1'e göre 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasıdır ve tatilde soruşturma işlerinin nasıl yürütüleceğini Hâkimler ve Savcılar Kurulu belirler (331/2); örnekteki tarihler tatil dışında kalmaktadır.
Maliyet kalemleri
- Seçilen avukatın ücreti: Müdafi ile şüpheli arasında kararlaştırılır.
- Baro tarafından görevlendirilen müdafi (CMK m.147/1-c, m.150): Tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri yargılama giderlerindendir ve hüküm veya kararda kime yükletileceği gösterilir (CMK m.324/1-2).
- Dosya incelemesi: Müdafi istediği belgelerin örneğini harçsız alır (CMK m.153/1).
- Tanığa ödenen tazminat: Savcı veya hâkim tarafından çağrılan tanığa, Adalet Bakanlığının tarifesine göre kaybettiği zamanla orantılı tazminat ve gerekiyorsa yol, konaklama ve beslenme giderleri ödenir (CMK m.61).
- Tanığın gelmemesi veya çekinmesi: Zorla getirilen tanıktan gelmemesinin sebep olduğu giderler tahsil edilir (CMK m.44/1); yasal sebep olmadan çekinen tanık hakkında da giderlere hükmedilir (CMK m.60/1).
Sık yapılan hatalar
Telefondaki çağrıyı karşılıksız bırakmak. Telefon, şüpheli için 145. maddedeki çağrı yerine geçmeyebilir; ancak zorla getirme yalnız bu çağrıya bağlı değildir. Tutuklama veya yakalama emri için yeterli neden varsa çağrı aranmaz (CMK m.146/1), çağrı yapılamayan şüpheli hakkında yakalama emri de düzenlenebilir (m.98/1). Çağıran birimi doğrulayıp yazılı çağrı istemek daha güvenlidir.
Tanık olduğunu varsayıp hazırlıksız gitmek. Sıfat ifade sırasında değişebilir. Sorular sizin davranışlarınıza yöneldiğinde CMK m.48'deki çekinme hakkını ve CMK m.147'deki şüpheli haklarını hatırlatmanız gerekebilir.
Avukatsız ifadenin geçersiz olacağını sanmak. CMK m.148/4, avukatsız kolluk ifadesini mahkemede doğrulanana kadar hükme esas alınamaz kılar, ifadeyi ortadan kaldırmaz. Mahkemede "doğrudur" denirse ifade kullanılabilir.
Savcılıkta da aynı korumaya güvenmek. CMK m.148/4 yalnız "kollukça alınan" ifadeden söz eder; savcılıkta avukatsız verilen ifade için böyle bir güvence yoktur.
Susma hakkını kimlik sorularına da uygulamak. Kimlik sorularına doğru cevap verme yükümlülüğü ayrıca düzenlenmiştir (CMK m.147/1-a); susma hakkı yüklenen suça ilişkin açıklamaları kapsar.
Tutanağı okumadan imzalamak. İmza, içeriğin okunduğunu kayda geçirir (CMK m.147/1-i). Yanlışlık varsa imzadan önce düzeltilmesini isteyin; düzeltilmezse imzadan çekinme nedeninizi tutanağa yazdırın.
Kaynaklar: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, mevzuat.gov.tr · Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü · Adalet Bakanlığı 162 sayılı Genelge · Adalet Bakanlığı e-Devlet hizmetleri, turkiye.gov.tr · Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/388 E., 2022/824 K. karar metni, Hukuki Haber
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz tavsiye edilir.
Sık Sorulan Sorular
Telefonla ifadeye çağrıldım, gitmek zorunda mıyım?
Şüpheli mi tanık mı olduğumu ifadeden önce nasıl öğrenirim?
İfadeye avukatsız gidebilir miyim?
Hangi hâllerde avukat zorunludur?
Tanık olarak çağrıldım; ifade vermeden susabilir miyim?
Tanık olarak çağrıldım ama sorular beni suçlayıcı hâle geldi, ne yapmalıyım?
İfadeye gitmezsem ne olur?
İfade tutanağını imzalamak zorunda mıyım?
Yorumlar
Yorum Yapın
E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.


