
Bir iş yeri kiracısı 23.11.2022 tarihinde yazılı bir tahliye taahhüdü imzalar ve kiralananı 28.09.2023'te boşaltacağını üstlenir. Boşaltmaz. Kiraya veren taahhüde dayanarak icra takibi başlatır, kiracı hem belgedeki imzaya hem içeriğine itiraz eder, kiraya veren sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali ve tahliye davası açar. Kiracı, taahhüdü baskı, tehdit ve hile altında imzaladığını savunur. Adli Tıp Kurumu imzanın kiracıya ait olduğunu tespit eder ve mahkeme 2025 yılında tahliyeye karar verir.
Mahkemenin gözden kaçırdığı bir belge vardır. Taraflar taahhütten sonra, 11.09.2024 başlangıç tarihli ve noter tasdikli yeni bir kira sözleşmesi imzalamıştır. Kiracı vekili bu sözleşmeyle kira ilişkisinin yenilendiğini ileri sürmüş; kiraya veren vekili sözleşmeyi kabul etmiş, tarafların anlaştığını ve davanın konusuz kaldığını da bildirmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı kesin olarak verilmiştir; Adalet Bakanlığı kanun yararına temyiz yoluna başvurur ve dosya Ankara'daki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin önüne gelir.
Daire, 05.05.2026 tarihli, 2026/2877 E., 2026/2766 K. sayılı kararıyla ilk derece hükmünü kanun yararına bozdu. Karar 18 Temmuz 2026 tarihli ve 33313 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Durum — 23 Eylül 2026: Bu karar bir kanun değişikliği değildir. Tahliye taahhüdünü düzenleyen TBK m.352/1, dava süresinin uzamasını düzenleyen TBK m.353, İİK m.272-275 ve HMK m.363 hükümlerinde; 25.12.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun (11. Yargı Paketi) ve 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun (12. Yargı Paketi) dahil yapılan taramada değişikliğe rastlanmamıştır. Karar, somut dosyadaki tahliye sonucunu değiştirmemiştir (HMK m.363/2); etkisi, benzer uyuşmazlıklarda mahkemelere yol göstermesidir.
İçindekiler
- Yargıtay tam olarak ne dedi?
- Kanun yararına bozma: karar bozuldu, tahliye yerinde mi?
- TBK m.352/1: geçerli bir tahliye taahhüdünün şartları
- Yeni sözleşme her durumda taahhüdü hükümsüz kılar mı?
- Bir aylık süre: hak düşürücü süre mi, zamanaşımı mı?
- İcra takibi, itiraz ve dava: süreç nasıl işler?
- Maliyet kalemleri
- Sıkça sorulan sorular
- Sık yapılan hatalar: kiraya veren ve kiracı açısından
Yargıtay tam olarak ne dedi?
Karar basına "yeni sözleşme tahliye taahhüdünü geçersiz kılar" başlıklarıyla yansıdı. Metni okuyunca tablo biraz daha incelikli görünüyor, çünkü kararda iki farklı cümle yan yana duruyor.
Adalet Bakanlığının talebi bir değerlendirme eksikliğine işaret ediyor. Bakanlığa göre ilk derece mahkemesi, "tahliye taahhüdünden sonra düzenlenen ve davacı tarafça inkâr edilmeyen yeni kira sözleşmesi nedeniyle tahliye taahhüdünün hükümsüz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin" hüküm kurmuştur. Yani talep, "taahhüt hükümsüzdür" demiyor; "bu soru hiç sorulmadı" diyor.
Dairenin kendi değerlendirmesi ise bir adım ileri gidiyor. Kararın gerekçe kısmında ilk derece mahkemesinin, davacı tarafça itiraz edilmeyen sözleşme "ile kira sözleşmesinin yenilendiği ve tahliye taahhüdünün hükümsüz kaldığı gözetilmeden" karar verdiği, bunun da usul ve yasaya aykırı olduğu belirtiliyor. Bu cümle, bu dosyanın olguları bakımından taahhüdün hükümsüz kaldığını kabul eden bir nitelendirmedir.
Kararın bir paragrafında sözleşmenin başlangıç tarihi "11.09.2014" olarak geçmektedir. Metnin geri kalanında ve Bakanlık talebinde tarih 11.09.2024 olarak yer aldığından, bunun bir yazım hatası olduğu anlaşılıyor.
Başlıktaki sorunun cevabı buradan çıkıyor. Yargıtay, taahhütten sonra imzalanan her belgenin taahhüdü kendiliğinden ortadan kaldırdığı yönünde genel bir kural koymadı. Somut olayda üç olgu bir araya geldi:
- Yeni sözleşme taahhütten sonra düzenlenmişti ve başlangıç tarihi (11.09.2024) taahhüt edilen boşaltma tarihinden sonraya düşüyordu.
- Bakanlık talebindeki anlatıma göre sözleşme noter tasdikliydi; kiraya veren tarafından inkâr edilmemiş, aksine kabul edilmişti.
- Davacı kiraya veren vekili, 22.10.2024 tarihli beyan dilekçesiyle tarafların anlaştığını ve davanın konusuz kaldığını mahkemeye bildirmişti.
Bu tablo karşısında Daire, kira ilişkisinin yenilendiğini ve taahhüdün hükümsüz kaldığını gözetmeyen tahliye kararını hukuka aykırı buldu. Farklı olgularda — örneğin yeni belge yalnızca kira bedelini güncelliyorsa veya kiraya veren belgenin içeriğine itiraz ediyorsa — sonucun ne olacağını bu karar tek başına söylemiyor.
Kanun yararına bozma: karar bozuldu, tahliye yerinde mi?
Dosyadaki kiracı açısından hiçbir şey değişmedi.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 363. maddesi, ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırılık iddiasıyla Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulabileceğini düzenler. Maddenin ikinci fıkrası sonucu açıkça belirler: talep yerinde görülürse karar kanun yararına bozulur ve "Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz." Üçüncü fıkraya göre bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazete'de yayımlanır; bu kararın Temmuz 2026'da Resmî Gazete'de yer almasının nedeni de budur.
Daire de hüküm fıkrasında bunu tekrarlıyor: Bakanlığın HMK m.363/1'e dayalı istemi kabul edilmiş, karar "sonuca etkili olmamak üzere" m.363/2 uyarınca bozulmuştur.
Bu dosyadaki tahliye hükmü hukuki sonuçlarıyla birlikte ayakta kalır. Kanun yararına bozma, kesinleşmiş bir tahliye kararına karşı kiracının yeniden yargılama talep etmesini sağlayan bir yol değildir. Kararın değeri, ileride aynı soruyla karşılaşan mahkemelere "yeni sözleşme varsa önce bunun taahhüde etkisini değerlendir" mesajını vermesidir.
TBK m.352/1: geçerli bir tahliye taahhüdünün şartları
Yeni sözleşmenin etkisini tartışmadan önce taahhüdün kendisinin geçerli olması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir."
Hüküm, TBK'nın konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin bölümünde yer alır. Bu nedenle bir arsa veya çatısız alan kirasında bu yola başvurulamaz. Kanun metninden ve yerleşik uygulamadan çıkan şartlar şunlardır:
- Teslimden sonra verilmiş olmak. Kanun "kiralananın teslim edilmesinden sonra" der. İlk kira sözleşmesiyle aynı anda, sözleşmenin eki gibi imzalatılan taahhüt, kiracının serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçerli sayılmamaktadır. Kira ilişkisi zaten sürerken yenilenen bir sözleşmeyle birlikte verilen taahhüt ise farklı değerlendirilebilmektedir. İncelenen kararda Daire bu şartı, taahhüdün "kiralananın teslim edilmesinden makul bir süre sonra" verilmesi ve kiracı ya da yetkili temsilcisi tarafından verilmesi biçiminde ifade etmiştir.
- Yazılı olmak. Sözlü taahhüt bu hükmün kapsamına girmez. Noter tasdiki geçerlilik şartı değildir, ancak icra aşamasında önemli bir ispat avantajı sağlar (İİK m.275/2).
- Belli bir boşaltma tarihi içermek. "Evi satarsam çıkarım" gibi belirsiz bir ifade yeterli değildir; tarih açıkça belirlenebilir olmalıdır.
- Serbest iradeyle verilmiş olmak. Kiracı, taahhüdün baskı, tehdit veya hile altında alındığını ileri sürebilir. İncelenen kararda da kiracının savunması buydu; ancak imza incelemesi ve dosya kapsamı bu savunmayı ilk derece mahkemesinde sonuçsuz bıraktı.
Boş imzalanan taahhütname. Uygulamada kiracının tarihi ve içeriği boş bir kâğıdı imzaladığı, bunun sonradan doldurulduğu iddiasıyla sık karşılaşılır. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre boş imzanın anlaşmaya aykırı biçimde doldurulduğunu ispat yükü kiracıdadır. Buna karşılık irade sakatlığı iddialarında senetle ispat zorunluluğunun aranmadığı, kiracının her türlü delille ispat yapabileceği bir akademik çalışmada aktarılmaktadır.
Yeni sözleşme her durumda taahhüdü hükümsüz kılar mı?
Burası kaynakların ayrıştığı ve kararın da tek başına kapatmadığı alandır. Kira hukukunda iki yaklaşım yan yana yaşamaktadır.
Birinci yaklaşım — yenilenen irade. Tahliye taahhüdü aldıktan sonra kiracıyla yeni bir dönem için yeni bir kira sözleşmesi imzalayan kiraya veren, taahhüde dayanarak tahliye isteme iradesinden vazgeçmiş sayılır. Yeni sözleşme, taraflar arasındaki ilişkiyi yeni bir süre için kurduğundan, önceki boşaltma tarihi anlamını yitirir. İncelenen karardaki "kira sözleşmesinin yenilendiği ve tahliye taahhüdünün hükümsüz kaldığı" nitelendirmesi bu yaklaşımla örtüşür ve bu yönde daha önceki Yargıtay kararlarına da atıf yapılmaktadır.
İkinci yaklaşım — belgenin içeriğine bakmak. Her yeni kâğıt, kira ilişkisini yenileyen bir sözleşme değildir. Kaynaklarda, yalnızca kira bedelini güncelleyen bir ek protokol veya artış yazışması ile kira ilişkisini yeni bir dönem için kuran sözleşmenin ayrı değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş bulunmaktadır. Ayrıca Yargıtay'ın bazı kararlarında, yenilenen bir kira sözleşmesiyle birlikte ya da onun devamında verilen taahhüdün geçerli kabul edilebildiği aktarılmaktadır. Bu durumda sıralama tersine döner: önce yeni sözleşme, sonra taahhüt gelir ve taahhüt bu yeni ilişkinin içinde verilmiş olur.
Karar metni, bu ikinci ayrımı yapmamaktadır. Bu nedenle "bedel güncellemesi taahhüdü ortadan kaldırmaz" veya "her yeni imza taahhüdü düşürür" cümlelerinden hiçbiri bu karara dayandırılamaz. Somut dosyada şu sorular belirleyici olacaktır:
| Soru | Taahhüdü zayıflatan yön | Taahhüdü koruyan yön |
|---|---|---|
| Belgenin tarihi | Taahhütten ve boşaltma tarihinden sonra | Taahhütten önce; taahhüt yenilenen ilişkinin içinde verilmiş |
| Belgenin içeriği | Yeni kira süresi, yeni dönem, yeni şartlar | Yalnızca bedel veya teknik bir güncelleme (kaynaklarda tartışmalı) |
| Kiraya verenin tutumu | Belgeyi inkâr etmemesi, anlaşmayı kabul etmesi | Belgenin içeriğine veya imzasına itiraz etmesi |
| Belgenin niteliği | Noter tasdikli veya imzası ikrar edilmiş | Adi yazılı, ispatı tartışmalı |
Pratikte güvenli yol: tahliye niyeti süren kiraya veren, taahhüt varken yeni dönem için sözleşme imzalamamalıdır; kiracı ise yenileme belgesini mümkünse noter tasdikli düzenletmelidir.
İcra aşamasında belgenin gücü. Yeni sözleşmenin noter tasdikli olması, İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi bakımından ayrı bir anlam taşır. Maddenin ikinci fıkrasına göre tahliye talebi noterlikçe re'sen düzenlenmiş, tarih ve imzası tasdik edilmiş ya da ikrar olunmuş bir mukaveleye dayanıyorsa ve kiracı "kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika gösteremezse itiraz kaldırılır." Bunun tersi de geçerlidir: kiracı aynı güçte bir yenileme belgesi gösterebiliyorsa, itirazın kaldırılması yolu kiraya veren için kolay işlemez. İncelenen dosyadaki noter tasdikli yeni sözleşme biçim bakımından bu nitelikteydi; ancak o dosyada uyuşmazlık icra mahkemesinde değil, itirazın iptali davası olarak sulh hukuk mahkemesinde görülmüştü.
Yeni bir sözleşme imzalamadan kira bedelini güncellemek isteyen kiraya veren için kanun ayrı yollar öngörür. Beş yılını dolduran sözleşmelerde bedelin hâkim tarafından belirlenmesi ve bunun için öngörülen süreler kira tespit davasının beş yıl kuralı ve otuz günlük süreye ilişkin açıklamalarımızda ayrıca ele alınmıştır.
Bir aylık süre: hak düşürücü süre mi, zamanaşımı mı?
TBK m.352/1'deki "bu tarihten başlayarak bir ay" ifadesi, taahhüt edilen boşaltma tarihini başlangıç alır; taahhüdün imzalandığı tarihi değil. Bu fark hesapları doğrudan değiştirir. 30.09.2026 tarihinde boşaltmayı üstlenmiş bir kiracı için kiraya verenin icraya başvurması veya dava açması gereken süre, 30.10.2026'da sona erer. Taahhüdün 2025'te imzalanmış olması bu hesabı etkilemez.
Bu süre hak düşürücü süre (durmayan, kesilmeyen ve mahkemece kendiliğinden gözetilen süre) olarak kabul edilmektedir. Zamanaşımından farkı şudur: zamanaşımı hakkı ortadan kaldırmaz, yalnızca borçluya bir savunma imkânı verir ve borçlu ileri sürmedikçe dikkate alınmaz. Hak düşürücü süre ise dolduğunda hakkın kendisini söndürür ve mahkeme bunu kiracı ileri sürmese de gözetir. Bu nedenle süresi geçtikten sonra aynı taahhüde dayanılarak açılan davanın sonuç vermesi beklenmez. Süre maddi hukuka ait olduğundan adli tatil (20 Temmuz–31 Ağustos) nedeniyle uzamadığı kabul edilir; icra dairesi işlemleri ve tahliye emrine itiraz süresi de adli tatilden etkilenmez. Boşaltma tarihi 20.07.2027 olan taahhütte son gün, tatil sürse de 20.08.2027'dir (Cuma).
| Süre | Dayanak | Başlangıç | Niteliği |
|---|---|---|---|
| Takip veya dava için bir ay | TBK m.352/1 | Taahhüt edilen boşaltma tarihi | Hak düşürücü süre (kabul edilen görüş) |
| Tahliye emrine uyma: on beş gün | İİK m.272 | Tahliye emrinin tebliği | İcra hukuku süresi |
| Tahliye emrine itiraz: yedi gün | İİK m.272, 274 | Tahliye emrinin tebliği | İcra hukuku süresi; adli tatilde de işler |
| Dava açma süresinin bir kira yılı uzaması | TBK m.353 | Bir aylık süre dolmadan yapılan yazılı bildirim | Yargıtay 3. HD taahhüde de uyguluyor (2018) |
TBK m.353 taahhüde uygulanır mı? Madde, kiraya verenin en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmesi hâlinde dava açma süresinin bir kira yılı için uzamış sayılacağını düzenler. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 31.05.2018 tarihli, 2018/3080 E., 2018/6171 K. sayılı kararında, m.353'te tahliye nedenleri bakımından bir sınırlama getirilmediğini ve maddenin "taahhüde dayalı tahliye davaları için ayrık tutulmadığı"nı belirterek, taahhüt edilen tarihten önce kiracıya tebliğ edilen ihtarla dava süresinin bir kira yılı uzadığını kabul etmiştir. Bu nedenle uzama yolu vardır, ancak tek bir koşula bağlıdır: bildirim en geç bir aylık süre dolmadan kiracıya yapılmalıdır. Süre bildirim yapılmadan geçirildiyse m.353 sonradan işletilemez. İhtiyatın yönü yine açıktır: bildirimin ispatı ve tebliğ tarihi tartışma doğurabileceğinden, bir aylık süre içinde doğrudan takip veya dava yoluna gitmek en güvenli olandır.
Bir yaygın kanıyı da ayırmak gerekir. TBK m.352/1'in metni, kira dönemi uzadıkça her yeni dönemin sonunda yeniden bir aylık süre tanıyan bir ibare içermez. Aynı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları süreyi kira süresinin veya sözleşmenin bitiminden başlatırken, birinci fıkra yalnızca taahhüt edilen tarihi esas alır. Kaçırılan bir aylık sürenin sonraki dönemlerde kendiliğinden yeniden açılacağı varsayımı madde metnine dayanmamaktadır; süreyi ileri taşıyan tek yol, süre dolmadan yapılan m.353 bildirimidir. Süre kaçırıldığında taahhüt yolu kapanır, kira ilişkisi ise sürer; kiraya veren ancak kendi şart ve süreleri olan başka sebeplere dayanabilir, örneğin: TBK m.350'deki ihtiyaç veya yeniden inşa, m.352/2'deki iki haklı ihtar ya da konut ve çatılı işyerinde m.347'deki on yıllık uzama süresinin sonunda bildirim. Kiracının serbest iradesiyle vereceği yeni bir yazılı taahhüt de m.352/1 şartlarını yeniden taşımalıdır.
İcra takibi, itiraz ve dava: süreç nasıl işler?
Kiraya veren, bir aylık süre içinde iki yoldan birini seçer: ilamsız icra yoluyla tahliye veya doğrudan tahliye davası. Görevli mahkeme kuralı HMK m.4/1-a'dadır: sulh hukuk mahkemeleri, kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıklara bakar. Yetkili icra dairesi ve mahkeme genel yetki kurallarına göre belirlenir; sözleşmede bir yetki kaydı varsa geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir.
İcra yolunda süreç şu adımlarla ilerler:
- Takip talebi. Kiraya veren, taahhüt edilen boşaltma tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılı taahhüdü icra dairesine sunarak tahliye talebinde bulunur (İİK m.272 ve devamı).
- Tahliye emri. İcra müdürü kiracıya bir tahliye emri tebliğ eder; emir, taşınmazın on beş gün içinde tahliye ve teslimini ister ve yedi günlük itiraz süresini gösterir.
- İtiraz. Kiracı yedi gün içinde itiraz edebilir; itiraz tahliye takibini durdurur (İİK m.274) ve kiraya verenin itirazı hukuki yoldan aşması gerekir. Süresinde itiraz edilmez veya itiraz kaldırılırsa kiralanan zorla tahliye edilir (İİK m.273).
- İtirazın kaldırılması veya dava. Taahhüt noterce düzenlenmiş veya onaylanmışsa ya da kiracı itirazında imzaya da tarihe de açıkça itiraz etmemişse, kiraya veren İİK m.275 uyarınca icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir; kiracı aynı güçte bir yenileme belgesi gösterirse bu yol işlemez. İmza veya tarih açıkça inkâr edilmişse uyuşmazlık yargılama gerektirdiğinden, Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali ve tahliye davasıyla görülür. İncelenen dosya da böyleydi. Kiracı imzaya veya tarihe itiraz edecekse bunu yedi günlük itiraz dilekçesinde açıkça yazmalıdır.
- Karar ve kanun yolu. Tahliye kararına karşı açık olan kanun yolları süresi içinde kullanılmalıdır. İncelenen dosyada ilk derece kararı kesin olarak verilmişti; sonradan yapılan kanun yararına bozma tahliye sonucunu değiştirmemiştir.
Arabuluculuk. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuk kapsamına alır; ancak "kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç" tutulmuştur. Bu nedenle taahhüde dayalı icra takibi için arabulucuya gidilmesi gerekmez. İcraya başvurmadan doğrudan tahliye davası açılacaksa veya itiraz üzerine genel mahkemede dava açılacaksa ise uyuşmazlık bu istisnanın lafzına girmediğinden, madde metni karşısında arabuluculuk şartının gündeme gelebileceği değerlendirilmektedir; uygulamanın dava açılmadan önce teyit edilmesi gerekir. Arabuluculuk süreci bir aylık süreyi tüketebileceğinden, dava yolunu seçen kiraya verenin takvimi buna göre kurması gerekir. Pratikte güvenli yol: arabuluculuk gerektirmeyen icra takibini bir ay içinde başlatmaktır.
Maliyet kalemleri
Taahhüde dayalı tahliyenin maliyeti, seçilen yola göre değişir ve tutarların tamamı her yıl yeniden belirlenir. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla 2026 yılına ait tutarlar resmî tarifeden teyit edilemediğinden rakam verilmemiştir.
- İcra takibi: takip harcı ve tebligat giderleri; itiraz üzerine icra mahkemesine başvuruda ayrıca başvurma harcı.
- Tahliye davası: başvurma ve peşin harç, gider avansı; dava yoluna gidiliyorsa arabuluculuk süreci.
- İmza itirazı hâlinde: incelenen dosyada olduğu gibi Adli Tıp veya bilirkişi incelemesi giderleri.
- Vekâlet ücreti: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenir ve haksız çıkan tarafa yüklenebilir.
Sık yapılan hatalar: kiraya veren ve kiracı açısından
Taahhüt elinde varken yeni sözleşme imzalamak. Kiraya veren, taahhüdü "yedekte" tutarak kiracıyla yeni dönem için sözleşme imzalayabileceğini düşünür. İncelenen kararın olguları, bunun taahhüdün hükümsüz kaldığı sonucuna götürebileceğini gösteriyor. Tahliye niyeti sürüyorsa yeni sözleşme yerine bedel güncellemesi için kanunun öngördüğü yollar değerlendirilmelidir.
Bir aylık süreyi taahhüdün imza tarihinden saymak. Süre, taahhüt edilen boşaltma tarihinden başlar. İmza tarihinden saymak, gereksiz erken işleme ya da tam tersine yanlış güvenle geç kalmaya yol açabilir.
Kaçırılan sürenin bir sonraki kira döneminde yeniden açılacağını sanmak. TBK m.352/1 böyle bir yenilenme öngörmez; süre dolmadan TBK m.353 bildirimi yapılmamışsa uzama da yoktur. Süre geçtikten sonra aynı taahhüde dayanmak, hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle sonuç vermeyebilir.
Kanun yararına bozmayı yeniden yargılama yolu sanmak. Kiracı, basında gördüğü bozma haberine dayanarak kesinleşmiş tahliye kararının ortadan kalkacağını düşünebilir. HMK m.363/2 bunun tersini söyler; kanun yolu süreleri kaçırılmışsa bu kararın somut dosyaya bir etkisi yoktur.
Yeni sözleşmeyi adi yazılı bırakmak (kiracı açısından). İİK m.275/2, noter tasdikli bir taahhüde karşı kiracının aynı kuvvette bir yenileme belgesi göstermesini arar. Yenilenen ilişkinin ispatı, belgenin gücüne bağlıdır.
Dava yolunda arabuluculuğu hesaba katmamak. İlamsız icra istisnası madde metninde icra yoluyla tahliyeye bağlanmıştır. Doğrudan dava açılacaksa arabuluculuk şartının gündeme gelebileceği gözetilmezse dava usulden reddedilme riskiyle karşılaşabilir ve bu arada bir aylık süre dolabilir.
Tahliye taahhüdünden sonra imzalanan yeni kira sözleşmesi, Yargıtay'ın bu kararına konu olayda kira ilişkisini yenileyen ve taahhüdü hükümsüz bırakan bir belge olarak nitelendirildi. Karar kanun yararına ve sonuca etkili olmamak üzere verildiğinden, o dosyadaki tahliye sonucunu değiştirmedi; yol gösterici etkisi ise yeni sözleşme bulunan dosyalarda mahkemenin bu belgenin taahhüde etkisini ayrıca değerlendirmesi gerektiğidir. Belirleyici olan belgenin tarihi, içeriği, niteliği ve tarafların ona karşı tutumudur. Bir aylık hak düşürücü süre ise hangi yol seçilirse seçilsin taahhüt edilen boşaltma tarihinden itibaren işler.
Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Taahhüdün ve sonraki belgelerin somut içeriği sonucu doğrudan belirlediğinden, kendi durumunuz için bir hukuk profesyonelinin değerlendirmesine başvurmanız önerilir.
İlgili sayfalar: Kira hukuku sayfası · Kira tespit davası ve beş yıl kuralı
Kaynaklar: Resmî Gazete, 18.07.2026, S.33313 — Yargıtay Kararları · Türk Borçlar Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu — mevzuat.gov.tr · Adalet Bakanlığı Kanun Yararına Temyiz Bürosu · Yargıtay uygulaması ışığında yazılı tahliye taahhüdü üzerine akademik çalışma — DergiPark
Bu makale, Ankara Barosu'na kayıtlı Av. Hikmet Can Akdağ tarafından hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için bir hukuk profesyoneliyle görüşmeniz tavsiye edilir. Bu içerik avukat-müvekkil ilişkisi oluşturmaz.
Sık Sorulan Sorular
Tahliye taahhüdünden sonra yeni kira sözleşmesi imzalanırsa taahhüt geçersiz olur mu?
Kanun yararına bozma kararı kiracıyı tahliyeden kurtarır mı?
Tahliye taahhüdünün geçerli olması için hangi şartlar gerekir?
Tahliye taahhüdüne dayanarak ne kadar sürede takip veya dava açılmalıdır?
Bir aylık süre kaçırılırsa TBK m.353 ile süre uzatılabilir mi?
Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibi için arabulucuya gitmek gerekir mi?
Yalnızca kira bedelini artıran bir ek protokol taahhüdü ortadan kaldırır mı?
Kiracı taahhüdü baskı altında imzaladığını ileri sürebilir mi?
Yorumlar
Yorum Yapın
E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumunuz moderasyon onayından sonra görünecektir.
